17 Ekim 2012 Çarşamba

Genel Olarak

   Trafik:Slovakya'da yaya geçidine adımınızı attığınız an tüm arabalar yol veriyor. İlk başta şöförlerin kibarları denk geldi diye düşündüm fakat zaman geçtikçe hepsinin öyle olduğunu anladım. Hala daha duran arabalardan birinin içinden şöförü çıkarıp yanaklarından öpesim gelmiyor değil. Korna daha duymak nasip olmadı zaten.Fakat az sayıda da olsa trafik lambası bize ters! Aynı anda hem arabalara hem de yayalara kırmızı ışık yakmanın mantığını çözmüş değilim. Herkes mal gibi bekliyor yol boş! Boş demişken burda yol boş dahi olsa kimse kuralı ihlal etmiyor. Tabi biz hariç. Türk olduğumuzu her yerde belli ederiz.
    Taksiciler konusunda da Türkiye ile aynı kazığı yeme ihtimaliniz yüksek.Zaten İngilizce bilmiyorlar tarzancayla anlaşmaya çalışıyoruz.
   Alışveriş: Şimdi vereceğim tüyoyu baba evladına vermez ona göre. Burada Max alışveriş merkezi var aman deyim hiç uğramayın! Az mı kazıklandık... Yapmanız gereken tek şey tren istasyonunun önünde ki Tesko yazan duraktan Tesko servisine BELEŞ binmek (Servis saatleri durakta yazar ve genelde saatte bir). O otobüslere binin ve Tesko'ya gidin. Daha doğrusu gitmeyin. Ondan da ucuzu var çünkü. Kaufland! Kesinlikle buranın BİM'i.Bazı şeyler Türkiye fiyatlarından bile ucuz. 1 aylık alışverişe 12.50 euro verdik yani...Mutluyuz o günden beri.
    İnsanları:Yaşlılar öcü görmüş gibi baksalarda tatlılar lan. Nerdeyse hepsinin bi köpeği var fakat yine nerdeyse hepsinin köpeği küçücük. Tasmalı fareye benziyorlar. Yan odamızdaki Slovak kızların başta bizi sevmediklerini düşündük. Çünkü hiç konuşmuyorlardı. Meğersem İngilizceleri yok diyeymiş. Pek bi tatlılar normalde bizi besliyorlar yine iyiyiz. Yurdun asansöründe karşılaştığımız kızlar da bizi lafla taciz etmeyeydi iyiydi hani.
     Erkekleri de bi tuhaf -odamızın penceresi karşıdaki yurdun balkonuna bakıyor- her pencereye çıkışımda boxerla gezen oğlanlar görüyorum psikolojim bozuldu. Geçen bir tanesi bana el salladı dedim "noluyo lan".
     Bir de sınfta tam derse konsantre olmuşken milletin sümkürme sesiyle korkuyorum kaçtır!! Yerlere de tükürüyor pislikler.
    Domuz eti muhabbetini hiç sormayın. Paranoyak olduk resmen sıvı yağın bile içine bakıyoruz. Bi de pis kokuyor leeeeeeeeeeeeşş.
     KESTİK.

15 Ekim 2012 Pazartesi

Viyana Gezisi

   Kulağa hoş geliyor di mi? Dün Viyana'daydım. Geziyi planlayan Polonya'lı bir çiftti. Planımız açıktı zaten "Tabana kuvvet, ya  Allah!".

           Böylece sabahın körüde dikildik ayağa...Haliyle o kadar erken kalkınca bir mallık oluyor.
   Sabah 8 gibi Bratislava treniyle çıktık yola. Toplamda 2 saatlik yolun sonunda Viyana! Trenden iner inmez konsolosluğu gördük duygularımız kabardı tabii.
   Sabah yurttan çıkmadan Başak'a "Şu mandalinaları da çantama atsam?" dedim ve "Bende düşündüm de çok ezik olur" cevabın aldım. Öğlene doğru bi baktık ki herkes yanında yiyecek getirmiş tıkınıyorlar. Bir de Latin arkadaşlarımız var dı ki onlar dilim ekmek, 1 litrelik meyve suyuyla gelmişler, yuh! Zaten 2 kişiler birini ben sevmiyorum diğerini Başak.
   Biz de yemeğe bir Türk kebapçısı bulduk. Amcam Şanl Urfalı'ymış bize kıyak geçti sanırım yarısını yiyemedim.Asıl olay yemekten sonra. Bizim sevgililer ne yedi ne içti bilmiyorum. İnsan bi nefes alır,durmadan yürüdüler resmen...
Akşama kadar yürüdük.Topuğumu vuran botumun verdiği açıda cabası...
   Bir de Viyana'nın göbeğinde eylem yapan PKKlıların Türkçe anonslarını duyup Türk bulduk sanıp son anda asıl kişiliklerini anlamamız var. Avrupa'nın göbeğinde ülkemizi rezil etmeye çalışan bir avuç embesil!
  Neyse gün sonunda bitmiş tükenmiş bir haldeydik. 3gün aralıksız uyumak istedim...


12 Ekim 2012 Cuma

YOLCULUK!



           Gece boyunca süren son hazırlıklar nihayet sabaha karşı sonlandı. Birkaç saatlik uykuya sabahın köründe düştük yollara. Arabayla havaalanına giderken Başak uçak korkusunun da etkisiyle saçmalamaya başladı. En son  "Bu uçaklar nasıl uçuyor?" diyerek bütün ateist alemini imana getirdi.




          Ben de stresliydim tabii.30 kilo bagaj hakkını aşmış olmamızdan şüpheleniyordum. Evdeki tartıya önce kendim çıkıp sonra valizimi kucaklayarak bi dizi matematik işleminden sonra valiz ağırlığını bulsamda tartıya güven olmazdı.
         Havaalanının kapısından adım atar atmaz benim 30 kilo sendromum tavan yaptı tabi. Ölçtük baktık toplamda 38 kilo olması gereken bagajım 32 kilo.


  Sonra biletlerimizi alırken görevliyle çeneye daldık. Aynı karttan ödeme yapmamıza rağmen kadın bizi farklı koltuklara vermiş! Sonradan farkettik bunu. Başak bu acı olay karşısındatepki bile veremedi.

   -Güvenlik kontrolleri sırasında botlarımızı çıkarttıran zihniyeti kınıyorum bu arada-
     Daha uçağa binmeden kan ter içinde kaldık haliyle. Uçakta yanımızdakileri ayarlayabilirsek birlikte oturabileceğimiz söylendi. Yüzümü elime alıp 5 kişiye sordum. Türk'ten bile hayır  yokmuş bu devirde arkadaş!
     THY ile uçuyorsanız yemeklerini yememezlik yapmayın derim. Menüde ; tavuk şiş,pirinç pilavı,ıspanak,somon füme,yoğurtlu böğrülce,vanilyalı krem şokola vardı. Yemeğin yanında da eti form+krem peynir,tereyağı verdiler. O boğazımdan geçen son NORMAL yemekti.        
      Viyanaya 1 saat geç indik. İner inmezde belayı üzerimize çektik! Ben uçağın arka, Başak ise ön kapısından çıkmayı tercih edince olaylar başladı! İki kapının önünde de birer servis vardı. Ben de tüm iyi niyetimle aynı seviste gidelim istedim çok mu? Ön kapının önündeki servise yürümeye çalışırken uçağın kanadının hemen altında duran bufolo tipli amcadan azarı yedim. İngilizce arkadaşım orda demeye çalıştım ama beni pek dinliyoya benzemiyordu. Almanca bir şeyler söyleyip beni püsküttü. Sonra Başak'ta benim olduğum servise gelmeye çalışıp aynı tepkiye maruz kaldı. Daha havaalanından çıkmadan ayrı düştük....
   Ayrıca bir de bizim ülkeye pis derler. Adamın biri durakta birasını içti kutusunu bıraktı gittti!


Viyana--->Bratislava--->Trnava yolculuğum için takipedin :)

Valiz Hazırlıkları


    Sonunda Trnava!!Uzun zamandır yazamıyorum.  Malüm telaş almış başını gidiyor. Yorgunluktan öldümm. Burada herkes yürüyor.
    Anlatmaya valiz sürecinden başlayayım dedim. Yanıma aldığım şeylerin listesini tuttum ama eksiklerim olabilir. Siz en iyisi hiç bir şeye "Nasıl olsa ordan alırım" demeyin. Hele 30 kilo hakkınız varsa ASLA! Evden yiyecek ne bulursanız getirin! Burada küçük boy 1 adet domatese Türk lirasıyla yaklaşık 50 kuruş vereceksiniz... Canı menemen çeken Başak'ın domates fiyatına tepkisi.

VALİZ İÇERİĞİ
-Çorap+İç çamaşırı (Bir adet don 5 euro. Bildiğiniz don. İnsan giymeye kıyamaz.)
-Plastik çatal+Kaşık+tabak+Çay kaşığı+Bardak+Bıçak
-Hazır çorba çeşitleri(Alabildiğiniz kadaralın burada 1,5 euro civarı)
-Salça(Yemek yapamazsanız bile ekmeğe sürüp yersiniz)
-Tarak+Tokalar
-Havlular
-İlaçlar (Burada ki Türk arkadaşın dediğine göre hasta olunca derdini eczacıya anlatamıyorsunuz!)
-Yara bandı
-Yara merhimi+ burkulmalar için krem (EVET, SAKARIM NE VAR?)
-Saç düzleştirici+saç maşası+kurutma makinesi
-Islak mendil (Mümkünse büyük boy)
-Deodorant+Parfüm
-Saç spreyi+ Köpük
-Kremler hatta vazelin(Zorlu kış günlerinde ideal. Ayrıca buranın havası felaket kuru)
-Makyaj çantası
-Tırnak makası
-Makas
-Telefon şarj aleti+ Usb kablosu
-Gazoz açacağı
-Ayna
-Nevresim takımı(Yurtta verilenler temiz değil)
-Ojeler
-Aseton
-Pamuk(Pamuk deyip geçmeyin fiyatı neredeyse bizimkilerin 3 katı)
-İğne+İplik
-Terlikler
-Ayakkabılar( Spor ayakkabı sadece 1 tane almanızı öneririm)
-Sıcak su torbası(DONUYORUZ)
-Atkı-Eldiven
-Bulaşık Eldiveni(Kendi bulaşığını kendin yıkamak kadar acısı yok.)
-Poşetler (22 cent 1 poşete ödemek çok koyuyor.)
-Diş macunu+Fırçası
-Banyo lifi
-Sabun
-Şampuan(Türk lirasıyla düşündüğümüzde 400 ml 10 tl civarı)
NOT:BOTTOVA 21-TRNAVA'YA GELECEKLER İÇİN: ODALARDA İNTERNET KABLOLU VE SADECE BİR KABLO VAR.ODALAR 2 KİŞİLİK. SİZE İNTERNET KABLOSU(3-5 METRE) VE SWİCH (ÇOKLAYICI) LAZIM. ÇOKLAYICI NEREDEYSE TÜRKİYE FİYATINDA BU YÜZDEN SADECE KABLO DA ALABİLİRSİNİZ.

2 Ekim 2012 Salı

Uçak Bileti De Gümbürtüye Gider ve Bekleyiş Başlar

   Şu Erasmus sürecinde o kadar çok telefonla konuştum ki kanser olmaktan tırsar hale geldim. Bürokrasi yumağı sayesinde mi? Tabii ki hayır! Sabahtan akşama kadar (Bazen akşamdan sabaha kadar) Başak'la hayal kurma ayağına lak-lak yapmaktan. Günde 5-6 kere aradığından artık kapatırken vedalaşmıyoruz. Zaten yarım saat sonra yine konuşacağız!
                                            Birde kamerada konuşmamız var ki sormayın...
              Müzik açıp oynamalarımızı saymıyorum bile.Şarkımız için buraya.
            
 Uçak biletine gelecek olursak siz siz olun Viyana'ya alın biletinizi gidip de Budapeşte'ye bayılmayın paraları. Viyana 150 lira civarındayken Budapeşte 700 lira civarında oluyor.


   Biletleri 9 Ekim'e aldık. Neden mi o kadar geç? Sazanız çünkü biz.Biletlerimizi internette bir siteden aldık. Tek kredi kartıyla alıp kart çekim masrafını yarıya indirdik.Biz zamanı biz 2-3 Ekim gibi planlamıştık başta. -O bile geçmiş aslında- Sonra Başak "7 si olsun ya yetişemezsek?" deyince tamam dedim. Satın alma işlemi için babamın eve gelmesini bekliyordum ki onun kredi kartına abanayım. Tabi bizim tez canlı Başak tutturdu  "Son 2 tane kalmış koş, yetiş, aman!". Meğerse THY'nin acentelerinde daha ucuza aynı tarihte varmış daha bilet! Bizde bi atraksiyon bi gerilim. Çok yaşamayız biz.
   Bagaj hakkı konusunda bilgi vermek gerekirse 30 kg kabin, 8 kg el bagajı hakkımız var. Ama tecrübeli insanların söylediği kadarıyla el bagajını ölçmüyorlarmış.
   Şimdi mi? Şimdi herkes okulda biz yatıyoruz. Kulağa hoş gibi geliyor başta ama 4 ay boyunca benim gibi sıfır sosyal hayat yaşarsanız bir süre sonra laptopla diyaloglarınız değişebilir.
    Şu yaz tatilini 3 ay yapan muhterem şahsı tebrik ediyorum. 3 aydan 1 gün fazla olmamalı. Neticede bokunu çıkartmamak çok önemli bir olgu..
   Son hazırlıklar için beni takip edin!
 

1 Ekim 2012 Pazartesi

Umutsuz Bekleyişler ve Bürokrasi Yumağı

   Herkesin mi böyle oldu bilmiyorum ama sınavı kazandığımızı öğrendik ve aylarca bekledik. Tek yaptığımız beklemekti. Haziran geldiğinde biz hala bekliyorduk. Ağustosta da...
   Artık tüm umudu kesmiştik. Hoca da unutmuştu bizi. Tabi bu durum kanıma dokunmuyor değildi.İçimden geçen çok şey vardı...
   Ama gerçekleştiremedim malesef. Tam artık "Amaan 2. dönem gideriz ucunda ölüm yok ya" demişken. Hoca aradı ve "Gidiyorsunuz" dedi.Biz tabi yine;
  Gelelim belgelere.. İlk önce gittik yeşil pasaport çıkarttık. Gerekli belgeler için burayı tıklayabilirsiniz. Belgeleri toplamak 2 günümü aldı.-O biyometrik vesikalık nedir öyle ya maymun ettiler tipimi!- Birde benden SGK'dan sigortalı bir işte çalışmadığıma dair belge istediler. Ancak Başak'tan istememişler. Şehirden şehre değişebiliyor bazı şeyler.Pasaport için bankaya 62,50 tl ödemeniz gerekiyor. Toplamda 5 yıllık pasaport çıkarttırmış oluyorsunuz. Neyse başvurudan 5-6 gün sonra pasaportunuz çıkıyor. www1.ptt.gov.tr'den takipte edebiliyorsunuz.
  Sıra da vize çıkartma var. Daha doğrusu yok. Evet evet yok! Slovakya için eğer yeşil pasaportunuz varsa 3 aydan çok da kalcak olsanız vize çıkarttırmıyorsunuz. Önce inanamadım 2 konsolosluktan 3 farklı görevliye teyit ettirdik. Hepsi de aynı şeyi söyledi. Slovakya'ya gidince ordan oturma iznini alacaksınız. O izni zaten gittiğiniz okul aldıracak. Yani sancılı konsolosluklara ve bir ton evrak fazlalığına hiç gerek kalmıyor.
   Geriye bir tek bilet almak kalıyor ki onun için bir sonraki yazımı bekleyin!

Ülke ve Okul Seçimi

   Kazanmamıza sevindik, en yüksek oratalamalı çift olmamıza da ayrı sevindik. Dolayısıyla nereyi seçersek kabul olacaktı.

    Bunun da verdiği rahatlıkla istediğimiz yerlere göz attık. Göz attık diyorum çünkü bu da karambole oldu. Tabi ego tavan, şeçenekler açık.
    Babamın dahiyane fikirleri de yok değildi tabi. "Macaristan'a gidin kızım onlar da Türk"
    Başta biz de Macaristan olsun dedik.Macaristan'da wc/banyo falan kız/erkek karışıkmış. Biz titiz insanlarız tabi, bize ters...
    İspanya'da seçeneklerimiz içine girer gibi oldu. Aslında girmesiyle çıkması bir oldu. Hocamız "Orası biraz zorlar,birkaç dersiniz alttan kalabilir haberiniz olsun." dedi. Anında buz gibi soğudum İspanya'dan. Gezmeye mi gidiyoruz ineklemeye mi arkadaş!
    Sonra bir sabah Başak sınıfa geldi ve "Ardağğ kesinlikle Slovakya olmalı"dedi. Meğer yurtta ki kızlar Slovakya'yı öve öve bitirememiş. Zaten sevgili arkadaşım çok çabuk gaza gelen bi yapıda -canım, canım-


      Ben desen bahtsız bedevi.... Sonumuz böyle olacak diye korkuyorum.

   Yine de birbirimizin dilinden anladığımız için şansılıyız bence. Tabi benle aynı uçağa binip uçağın düşmemesini beklemek fazla iyimser olduğumuzu gösterebilir.
 
   Önümüzdeki dev bürokrası yumağını nasıl atlattık? Bu sorunun cevabı için bir sonraki yazımı bekleyinnnn !